Translate

mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2017 Cumartesi

Ağlamak Faydalı Mıdır ?

Gözyaşı temelde üçe ayrılıyor. Bunlardan birincisi devamlı olarak üretilen gözü nemlendiren ve koruyan bazal gözyaşı, ikincisi biyolojik olarak farklı olan gözün temizlenmesi için salgılanan refleks gözyaşı, üçüncüsü ve en ilginci mutlu, üzgün, acı içindeyken veya güçlü hislere kapıldığımız anlarda akan duygusal gözyaşıdır.

Bu gruplar Fisher’ın yaptığı mikroskobik çalışmalarda enteresan bir şekilde gözlenmiş.Yani gözyaşlarımız aslında yapısal olarak da gruplarına göre farklılıklar gösteriyor.


Ağlamak üzgün olduğumuz zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur. Peki, neden duygulandığımız zamanlarda ağlıyoruz? Yapılan araştırmalar gösteriyor ki aslında üzgün olduğumuz için değil, üzgün olmayı atlatmak için ağlıyoruz.
Yapılan kimyasal analizlerde, duygusal gözyaşının içinde bulunan lösin enkefalin adlı maddenin doğal ağrı kesici rolünü üstlendiği belirlenmiş. Buna bağlı olarak da duygusal gözyaşı vücudumuzda  stres durumunda salgılanan kimyasalların seviyesini düşürerek stres seviyesini de dengelemiş oluyor. Ayrıca duygusal gözyaşının içinde serotonin (insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren madde) ve prolaktin (süt üretimini düzenleyen hormon) gibi maddeler bulunduğu da biliniyor.
Ağlarken beynimizde neler oluyor?
Japonya’da 2008’de yapılan bir deneyde, insanlara acıklı bir film izletip duygulandıklarında beyinlerinin prefrontal medial korteksi (dış dünya ile ilgili algılar, dünya hakkındaki düşünceler, bedenin kendisindeki olaylar hakkında bilgisinin olduğu bölge) aktifleşmesinin arttığı, ağlamaya başladıklarında ise bunun üzerine keskin bir artış daha olduğu izlenmiş.
Şöyle bir bakacak olursak her olayda sistemli bir şekilde çalışan beynimizin duygulanıp ağladığımızda bile bundan ödün vermediğini muhteşem bir şekilde görüyoruz.

 Kaynak: nbeyin.com.tr

Sevgiyle ve Sağlıcakla kalın

Tülay Okcu

10 Haziran 2017 Cumartesi

Öfkeli olmak neden hoşuma gidiyor?



Bir şeylere öfkelendiğimde bundan hoşlandığımı fark ettim. Sinirlendiğimde sakinleşmek istemiyorum. Kızmama neden olan şey ortadan kalktığında bile öfkem geçmiyor....
Öfke duygusuna yol açan pek çok sebep var. Öfkemizin altında yatan kırgınlık, suçluluk, güvensizlik, güçsüzlük ya da aldatılmışlık hissidir. Bazı durumlar karşısında öfkelenmek normal bir tepki iken kızgınlığınızın devam ettirmek sağlıklı değildir. Bu tutum depresyon da dahil olmak üzere pek çok psiklojik ve fiziksel rahatsızlığa sebep olur.
Öfke çok güçlü bir duygudur ve yüzleşmek ya da sorgulamak istemediğimiz birtakım hislerinizi bastırmanıza  yardım eder. Söz konusu olan duygusal boşluk olabilir. Bu durumda öfke kendinizi daha canlı hissetmenizi sağlar. İçinizdeki boşluğu doldurmanın tek yolu olarak öfkeyi görebilirsiniz. . Öfke, hissetmenizi ve bir şeyi tutkuyla istemenizi sağlar. Kendinizi motive etmek için acı duymaya gereksiniminiz vardır. Başkalarının sizi dinlemelerini ve saygı duymalarını sağlamanın tek yolu öfkelenmek olduğunu düşünüyorsunuz. Ancak sinirlendiğinizde ciddiye alındığınızı düşünüyorsunuzdur.


ÖFKENİN BAŞKA DUYGULARI MASKELEYİP MASKELEMEDİĞİNİ İNCELEYİN
Öfkelendiğiniz hangi olay veya durum bunu tetikliyor? Öfkelenmeden hemen önce ne hissettiğinizi tam olarak tespit edin. Öfke kırgınlığınızı, yetersizlik hissinizi, suçluluk duygusunu ya da endişelerinizi mi bastırıyor? Bunlar yüzleşmediğiniz duygulardır ve siz de öfkenizi bir savunma mekanizması olarak kullanarak bu duyguları bastırırsınız.
ÖFKENİN TEMELİNDE ENDİŞE VARDIR
Öfkelenmeniz için önce korkmanız gerekir. Korkunuzun kaynağını araştırın. Korkunuza yakından bakın ve tarafsız bir gözle inceleyin. Artık olumsuz duygularınızdan daha fazla kaçmayın; bunlarla dürüstçe yüzleşin. Öfkenizin kaynağını anladığınızda, üzerinizdeki etkisi ortadan kalkacaktır.
Heyecanı başka yollarda arayın. Önce dibe vurup, sonra dramatik bir şekilde durumu kurtarmak size etkileyici gelebilir. Bir kez daha düşünün. Yıllar boyunca, aslında kaçabileceğiniz durumlardan kaçmayarak gereksiz yere acı çektiniz.Gerçekten bu şekilde yaşamaya devam etmek istiyor musunuz? Başkalarının sizi dinlemesini sağlamanın yolu kaba saba davranmak değildir. Aslında herkes kaba güç gösterisinin korkaklık olduğunu bilir. Hiçbir şey, alçak sesle fakat kendinden emin bir şekilde söylenmiş sözler kadar etkili olamaz.
Güç, tutku ve cesareti örnek alın, öfkeyi değil. Saldırganlık ile iddialı olmak arasındaki farkın bilincine varın.

Kaynak: David J. Lieberman,  Anında Analiz

Sağlıcakla ve sevgiyle kalın
Tülay Okcu


7 Haziran 2017 Çarşamba

Olumlu Düşüncenin Gücü


Hayat bir aynadır.  Siz ona gülümserseniz, o da size gülümser. 
Yaşamını iyileştirmek isteyen herkes ilk önce olumlu düşünmeyi öğrenmelidir.  Çünkü, düşünceler inançları, inançlar davranışları, davranışlar da çevre ile etkileşimi belirler.
Zihni sağlıklı olanların, bedenleri de daha sağlıklı olur.  Dolayısıyla, olumlu düşünce hayatın kalitesini ve süresini de artırır.

Olumlu düşünce yeteneği öğrenilebilecek bir yetenektir.  Bu yeteneği geliştirmek için başkalarının deneyimlerinden faydalanmak etkili bir ilk adım olur.  Dolayısıyla, çevredeki iyimser insanları belirleyip, onları örnek almak olumlu düşünce yeteneğini geliştirmeye yardımcı olur.
Olumlu düşünme yeteneğini kazanmak için insan öncelikle kendisiyle barışık olmalıdır.  Bunun için düşüncenin, söylemlerin ve eylemlerin tutarlı olma gereğini hiç unutmamalıyız.   Bu tutarlılık gösterilmediğinde hem  toplumun güveni yitirilir, hem de insanın iç huzuru zedelenir.
En acımasız kritiği insanlar çoğu zaman kendileri yaparlar.  Hatasız kul olmaz.  Yapılan hataları eleştirmek yerine, kendini geliştirme fırsatı olarak görmek daha yapıcı sonuçlar verir.   Olumlu düşünmek, hataları reddetmek değil, onları  birer iyileştirme fırsatı olarak görmek demektir.  Olumlu düşünmek, hataların bir daha ki sefer nasıl önlenebileceğini düşünmek ve bunun için plan yapmaktır.
Bu yaklaşımı çevrenizdekiler için de uygulamak, insanların sizinle daha olumlu bir etkileşim kurabilmesine yardımcı olur.  Bir adada tek başına yaşamanın güçlüğünü göz önüne getirdiğimizde çevremizle etkileşimin hayatımızın ne kadar önemli bir parçası olduğunu daha iyi anlarız.  Bu etkileşimin kalitesini artırmak, hayat kalitemizin de artırılmasına yardımcı olur.
Olumlu düşünebilmek için cümlelerinizden olumsuz kelimeleri silmeye çalışın.  Bu yaklaşım, her olayın olumlu yönlerini görebilme yeteneğini geliştirmeye de yardımcı olur.  Çünkü kelimeler, düşünceyi ve inançları tetikler.
Hayata yaklaşımda sorumluluk almak, ancak esnek bir yaklaşımı benimsemek olumlu yaşam için önemli bir girdidir.  Hayatta ulaşmak istediklerimizin kendiliğinden gelmeyeceğini, geleceği şekillendirmek için bugünden çaba gösterilmesi gerektiğini kavramalıyız.  Ancak, geleceği şekillendirmenin, geleceği belirlemek manasına gelmediğini de anlamalıyız.
Dolayısıyla, zihinsel açıdan sağlıklı olabilmek için gerçekleri kabullenmeyi de öğrenmek gerekir.   Ancak, gerçekleri kabullenmek, onlara boyun eğmek demek değildir.  Önemli olan gerçekleri görmek ve onlardan değiştirebilecek olduklarımız için yapıcı eylemlerde bulunmaktır.
Olumlu düşünmek ve olumlu yaşamak için insan kendine ve çevresine güvenmelidir.  Hayatı sadece onu değiştirebileceğine inananlar iyileştirir.   Kendine ve çevresine güvenen, inançlı ve azimli insanlar hayatın kalitesini geliştirir, kendileri ve çevreleri için mutluluk kaynağı olur.
Dünyada iki büyük güç vardır: biri korku, diğer iise inançtır. Olumlu düşünebilmek için insanın korkularını da yenmesi gerekir.  Korkuları yenmenin en etkili aracı ise inançtır.
Tanrıya inanmak hayatta değiştiremediklerimiz karşısında iç huzuru bulabilmeyi sağlar.  Değiştirmek istedikleriniz için elinizden gelen çabayı gösterdikten sonra hayırlı bir sonuç beklentisiyle tanrıya havale etmek stresi azaltır ve daha sağlıklı bir hayat yaşamaya fırsat tanır.
Düzenli olarak fiziksel ve ruhsal egsersiz yapmak insanda olumlu düşünceyi, sağlıklı ve dengeli yaşamı geliştirir.
Yaşam ulaşılan sonuçlar değil, istenilene ulaşmak için yürüttüğümüz süreçtir.  Bu süreçte bilinçli çaba göstermek, tutarlı olmak, çevremize güven vermek ulaşılan sonuçlardan çok daha büyük mutluluk kaynağıdır.
Bu süreçte en önemli ve kalıcı kazanımlardan biri de elde edilen sonuçlar değil, öğrenimlerdir.  Öğrenmek için  sürekli bir çaba göstermek gelişmenin temelidir.   Bu çaba gerçekleri kabullenme ve aynı zamanda onları değiştirme gücünü kazanmak için faydalıdır.
Yaptığı işe inançla sarılan kişiler büyük bir çoşku ile çalışırlar.   Bu coşku onları başarıya ve olumlu etki yapmaya taşır.  Bu nedenle insanın sevdiği konulara eğilmesi büyük önem taşır.
Hayatta en demokratik olarak dağıtılmış kaynak zamandır.  Herkes için gün 24 saattir.  Zamanı iyi kullanmak ve ileride değişmesini istedikleriniz için önceden adımlar atacak cesaret ve uzak görüşlülüğü göstermek insanın olumlu düşünce yeteneğini de geliştirir.
Olumlu düşüncenin temelinde sevgi yatar.  Olumlu düşünebilmek için insanları sevmek, onlara birşeyler kazandırabilmenin heyecanını yaşamak gerekir.  Kendini iyi hissetmenin yolu, içten bir duyguyla başkalarına yardım edebilmektir.
Hayatta iki değer var ki, paylaştıkça artıyor: sevgi ve bilgi.  Sevgisini ve bilgisini paylaşan insanlar en büyük zenginliğe kavuşan insanlardır.
Hayatta mutluluk olumlu düşünce ile başlar, olumlu söylem ve eylemlerle gelişir, paylaşılan sevgi ve bilgiyle doruğa erişir.
Dr. Yılmaz Argüden


5 Mayıs 2017 Cuma

İyileşmeye giden yolda hangi vitamin ve baharatları kullandım?


Bana doktorum 2012 yılında sana yapılacak bir şey kalmadı, zaten piyasadaki bütün ilaçları maksimum dozda kullanıyorsun dedi. İlaçlar etki etmiyor ama ağrılardan da kıvanıyorum o zamanlar. İlla ki bir yolu olmalı diye düşündüm, ilaçlar gökyüzünden kapsül şeklinde yağmıyor sonuçta. Yani yeryüzünde ne malzeme varsa ilaç yapımında da bunlar kullanılıyor gibi bir mantık yürüterek araştırmaya giriştim. Sürekli aynı vitamin ve baharatlar karşıma çıkınca denemeye başladım. Bazı vitamin ve baharatlar bir fark yaratmayınca bıraktım ve yenilerini ekledim. Beş yılın sonunda aşağıdaki listem oluştu. Bu arada merak edeniniz mutlaka vardır: ben şu an herhangi bir diyet yapmıyorum. Gıda ve Romatoid Artrit arasında herhangi bir bağ kuramadım, hastalıkla 28 yıl uğraşınca denenmedik bir şey bırakmadığıma inanabilirsiniz, çünkü çaresizlik insana her şeyi yaptırıyor.
Bu listedeki vitamin ve baharatları sağlıklı olmak ve de sağlıklı kalmak isteyen herkes kullanmalı bence. Ama ben yine de altını çizerek söylüyorum: ben doktor değilim. Size ilaçları ve doktorları bırakın sadece bunları kullanın da demiyorum. Ben de hala düzenli gidiyorum doktora, ihtiyacım olduğundan değil, ama kan değerlerimi ölçtürüp, harika sonuçları görünce tekrar, tekrar mutlu oluyorum.
Ben bu karışımı yaklaşık 5 yıldır alıyorum ve bu karışım bana sadece fayda sağladı. Bu konuyu ve malzemeleri çok araştırarak bir araya getirdim. Bana özel çok sayıda insan ulaşıp ne yaptın da iyileştin diye soruyorlar. Bu karışım benim iyileşmemin sadece bir parçası. Malzeme ve vitaminleri araştırın, kafanıza yatmıyorsa eklemeyin. Herkes kendi kararını kendi versin. Bana iyi geliyor ve ben kullanıyorum, sonuçta benim bedenim. Herhangi bir malzeme çıkaracaksanız listeden, ne olur bunlar Omega3, Zerdeçal ve Zencefil olmasın... zira bunlar iyileşmenin anahtar malzemeleri.

 TÜLAY OKCU BAHARAT KARIŞIMI
BÜTÜN MALZEMELER ÖĞÜTÜLMÜŞ OLACAK
100 GR ZERDEÇAL
 50 GR ZENCEFİL
100 GR ÇÖREKOTU
100 GR ISIRGANOTU TOHUMU
 50 GR TARÇIN
 50 GR KİŞNİŞ
 50 GR ŞİYAH ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ
 50 GR HARDAL TOHUMU
Malzemeler iyice karıştırılır ve 24 saat havalandırılır, yoksa topaklanma oluyor. Havalandıktan sonra bir kavanoza alınır.Her gün bir dolu tatlı kaşığı baharat karışımı alınır. En kolay yolu karışımı ağza atıp hemen suyla yutmak. Ben akşam yatmadan önce alıyorum. Alındığı saat, açlık tokluk fark etmiyor.
Ağrılarda etkili olması için en az bir kaç hafta geçmesi gerek. Ben bu karışımı yaklaşık üç yıldır aralıksız kullanıyorum. Güzel yan etkilerinden bir tanesi de iki yıldır grip olmamam, çünkü RA ilaçları bağışıklık sistemini baskıladığı için çok sık ve çok da uzun süren soğuk algınlıklarıyla yıllarca uğraştım
SİRKELİ SU
Her akşam yatmadan önce bir yemek kaşığı kaliteli elma sirkesini yarım bardak su ile içiyorum. Sirkenin de iltihap düşürücü etkisi vardır.
VİTAMİNLER
  istediğiniz yerden aldığınız  istediğiniz markayı kullanabilirsiniz, bana özelden mesaj atıp marka sorulduğu için kullandığım marka isimleri yazdım burada
OMEGA 3     (mesela forever living , epa markalar gibi.  Yüksek  dozda olanlar.)  günde bir kapsül, ağrılar çok
                       olduğu günlerde 2 kapsül
D 3 vitamini ampülü ayda bir içiyorum
Biotin  5000 Solgar günde bir kapsül
Solgar Calcium Magnesium Boron günde bir tane
Solgar Zinc    günde bir tane
Bemiks C      günde bir tane  gerçi bu aralar Bemiks ve çinkoyu ayrı, ayrı alacağıma,  EuRho Vital marka Zink plus Kapseln kullanıyorum, içinde B vitamini ve Çinko günlük miktar var.
Hyaluronic Acid  Forever Living  günde bir kapsül ya da Natures Bounty

SPOR çok  ama çok önemli, her gün 45 dak. yürüyüş ya da yüzme. Yürüyüşün de en az 15 dakikası tempolu olacak.

Sağlık sorunu yaşayan yakınlarınız vardır mutlak, bu yazıyı paylaşırsanız beni çok mutlu edersiniz 😊

sevgiyle ve sağlıcakla kalın

Tülay Okcu

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Adrenal yorgunluk nedir ?

Adrenal yorgunluk nedir?

Adından da anlaşılacağı gibi, insana sürekli yorgunluk veren bir rahatsızlık, bazı kaynaklar "tükenmişlik sendromu" adını da verir. Bu hastalığın en önemli belirtisi, iyi bir uykudan sonra bile hissedilen yaygın yorgunluk şikayetleridir. Adrenal yorgunluk böbrek üstü bezlerinin gerekli seviyenin altında işlev yapması durumunda oluşan ve kişinin diğer stres hormon seviyelerini de etkileyen bir sendromdur. Siz de kendinizi devamlı bitkin ve yorgun hissediyorsanız, bilgisayar başında kahve ve tatlı bağımlısı olduysanız, geceleri uyuyamıyorsanız, ilişkilerinizde aşırı gergin ve sinirli hissediyorsanız sizde de adrenal yorgunluk sendromu gelişmiş olabilir. Bu sendrom yoğun ya da uzun süreli stres ile ilişkilendirilir. Hayatta karşılaştığımız her stres, travma, boşanma, iş kaybı, ev taşıma, iş değiştirme tükenmişlik sendromunu tetikleyebilir.

Neler adrenal yorgunluk ile ilişkilidir?
akut veya kronik enfeksiyonlar
grip, bronşit, zatürree
romatoid artrit gibi kronik hastalığı içeren süreçler
kanser
hamilelik, emzirmek
şeker hastalığı
böbrek hastalığı
hormonal hastalıklar
bayanlarda adet döngüleri
çocuklarda ve gençlerde büyüme ağrılarının şiddetlendiği zamanlar
kortikosteroidlerin kullanımı


Kortizol tükürük testi önerilir. Bu test ile kortizol hormon seviyeleri tespit edilir. Uykusuzlukta da çok büyük önemi vardır. Kişi yıllarca uykusuzluk yaşayabilir ama bunun hormonal sebeplerden kaynaklandığını bilemeyebilir. Aynı durum depresyon hastası için de geçerlidir. Kişi depresyon şikayetlerinin hormonlardaki azalmadan kaynaklandığını bilmemektedir.


Sevgiyle ve sağlıcakla kalın,

Tülay Okcu

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Sadece birkaç dakika sürecek işleri neden erteliyorum?


Bütün yapmam gereken pulu zarfa yapıştırıp mektubu postalamak; iki aydır ayağıma takılıp duran kutuyu kenara çekmek; geçen ay göndermiş olmama gereken teşekkür notunu yollamak. Ama yapmıyorum. Böyle küçük basit işleri devamlı erteliyorum.

Önemli işleri ertelemenin birden fazla nedeni vardır. Çoğu kez bunun temelinde korku yatar... Basit işleri tamamlanmamış bırakmak, sizi, hayatınızda görmek zorunda olduğunuz ama görmek istemediğiniz başka şeylere dikkatinizi yöneltmekten kurtarır. Gözünüzü korkutmayacak küçük görevleri hep sürüncemede bırakırsınız. Zihninizi bunlarla meşgul ettiğiniz için de gerçekten dikkatinizi vermeniz gereken daha sevimsiz işleri düşünmek zorunda kalırsınız. Dikkatiniz az bir çaba harcayarak bitirebileceğiniz daha basit işlere vererek hayatımızı kontrol ettiğimizi düşünürüz.
Bu davranışın tesiri zincirleme kaza gibidir. Şöyle bir mantık yürütürsünüz: "Düşünmem gereken çok daha önemli işler var. Böyle küçük işlerle uğraşamam" Böyle yapmakla hayatınızın kontrolünü kaybeder ve hayatınızdaki her işi yarım bırakırsınız. Daha önemli işleri yapmamak için küçük işleri yarım bırakırsınız ve büyük işler de yarım kalır çünkü zihniniz küçük işlerle meşguldür. Sonunda oturur ve bütün gün televizyon seyredersiniz, çünkü işlerin altında ezildiğiniz duygusuyla artık hiç bir şey yapmak istemez hale gelmişsinizdir.

Genellikle hayatınızı yaşamak yerine günlük, rutin işleri yaparak zamanımızı geçirirsiniz. Küçük işlerin  birikmesine izin vermek, hayatınızın karmaşık, üretken, yoğun ve hatta tatmin edici görünmesini sağlar. Daralan bakış açınız, hayatınızı gerçekte olduğu gibi görmenizi engeller.
Tamamlanması on dakikadan daha fazla sürmeyecek bir yapılması gereken işler listesi çıkarın ve her gün bunlardan en azından ikisini yapın.


Hangi işi seçtiğiniz önemli değil; önemli olan seçtiğiniz işi yapmanız ve listeden çıkarmanızdır. Hayattaki hedeflerinizi ve değerlerinizi gözden geçirin. Verimli bir hayat yaşadığınıza inanmak için işlerinizin yığılmasına izin veriyorsanız, belki ruhunuzun derinliklerinde hedeflerinizin yapılmaya değer olmadığını düşünüyorsunuzdur. O halde kendinize zaman ayırın ve hayattaki öncelikli hedeflerinizi ve değer verdiğiniz şeyleri gözden geçirin. Sağlınıza çok önem veriyor, fakat işlerinizin yoğunluğundan spor salonuna gidecek zamanı bulamıyor musunuz? O halde ya gerekeni yapıp spor salonuna gidin ya da sağlınıza düşündüğünüz kadar  önem vermediğinizi kabullenip enerjinizi başka bir şeye yönlendirmelisiniz. Kendinize karşı dürüst olursanız, yapmayacağınız işlerle kendinizi daha fazla meşgul etmez ve gerçekten elde etmek istediğiniz hedefler için çaba harcarsınız.

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın 😊

Tülay Okcu

Kaynak: David J. Lieberman "Anında Analiz" Koridor Yayın


















23 Nisan 2017 Pazar

Serotinin, yani mutluluk hormonu, nedir ve ne iş yarar ?





Beyin nöronlardan oluşan kompleks bir sistemdir. Nöronlar arasında iletişimi sağlayanlar ise nörotransmiter adı verilen kimyasallardır, yani sinir hücreleri arasında  elektrik sinyallerini taşımakla görevlidir.Bunlar bir sinir hücresinden aldıkları elektrik sinyalini diğerine aktararak, beynin çalışmasında hayati rol oynarlar.
Bu nörotransmiterlerden iki tanesi olan Serotonin ve Dopamin, ruh halinin, uykunun, iştahın ve hareketin düzenlenmesinde çok önemli bir role sahiptir. Dopamin özellikle hazzın tadılmasında ve diğer duyguların tecrübe edilmesinden sorumludur.
Serotonin beyinde salgılanır ve vücudun çeşitli noktalarında üretilir. Genelde merkezi sinir sisteminde ve mide-bağırsak kanalında bulunur. Merkezi sinir sistemindeki Serotinin, ruh halini, uykuyu, iştahı, öğrenmeyi, hafızayı, cinsel ve sosyal davranışları düzenlemeye yardım eder. Mide- bağırsak kanalındaki serotinin ise sindirim düzenlemekle görevlidir.

13 Nisan 2017 Perşembe

Beynimizi mutluluk hormonları salgılaması için nasıl kandırabiliriz ?



Bilinçaltımız çok ama çok saftır ve de saf olduğu oranda da çok kolay kandırılabilir. Biz olumsuz şeyler düşündüğümüzde, zavallı bilinçaltımız gerçekten mutsuz olduğumuzu düşünür ve ona göre salgıladığı kimyasalları değiştirir, stres hormonu salgılamaya başlar, hatta mutluluk hormonların üretimini kısar. Hatta bu mutsuz düşünme hali devamlı tekrarlandıkça, zihin ekranımız, bu mutsuzluk dosyasına bir de kısa yol yaratır. Biz aynı şeyleri düşündükçe beyin de aynı kimyasalları salgılar, aynı kimyasalların etkisinde kaldıkça  bu kimyasallara bir bağımlılık gelişir, tıpkı sigara bağımlılığı gibi. Bağımlı olduğumuz şey elimizden alındığında yoksunluk çekeriz; işte bu nedenle mutsuzluk hali de bağımlılık yaratır. Onun için de çevremizde mutsuzluğu bir yaşam biçim haline getirmiş insanlar çoktur, adeta acı çekmekten zevk alırlar... oysa ki onlar da bir mutsuzluk bağımlılığı gelişmiştir.