Translate

hücrenin oksijenlenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hücrenin oksijenlenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Yürüyüş Yapmanın Sağlığa Faydaları Nelerdir?


Fiziksel bir aktivite olan yürüyüş, kalp ve damar sağlığını koruduğu gibi, zihinsel sağlığı da korumaktadır. Daha sağlıklı bir şekilde kilo vermeye yardımcı olan yürüyüş, ruhsal ve mental açıdan daha iyi hissetmenize ve zinde kalmanıza yardımcı olmaktadır. Düzenli olarak yapılan yürüyüş, kemik ve kas sağlığını destekler, daha kaliteli uyku çekmenize yardımcı olur ve enerjinizi yükseltir. Yürüyüş yapmak, bazı kanser türlerine karşı riski düşürür ve dolaşım sistemi sağlığını korur. Alzheimer hastalığı riskini düşüren yürüyüş, daha uzun ve sağlıklı bir ömür sürmenize yardımcı olacaktır. Yürüyüş yapmak hafızayı güçlendirir, stresi azaltır, tansiyonu ve kolestrolü düzenler. Beyin ve sinir sistemi sağlığını koruyan bir aktivite olan yürüyüş, ruhu dinlendirir ve vücuttaki D vitaminini destekler. Yürüyüş yapmak, daha fazla miktarda oksijen almanıza yardımcı olmaktadır. Bu da, kan dolaşımının düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Birçok hastalığa karşı koruyucu olan yürüyüş, bağışıklık sistemini güçlendirir.


O halde ne yapıyoruz ? Havalar da güzel zaten, bol bol yürüyoruz. Yakın bir yerde işiniz mi var, otobüs veya araba kullanacağınıza, yürüyerek gidin. Böylece sporu yapılacak işlerle birleştirmiş olursunuz. Ayrıca yürüyüş tamamen bedava! Ne spor salonu ne de üyelik gerektiriyor. Bu egzersiz süresince ve sonrasında Serotinin gibi "iyi hissetme" hormonları salgılanır. Merak etmeyin, Serotinin salgılamak için 20 km yol kat etmenize gerek yok. Günde 30-35 dakika, haftada 4-5 gün yürüyüş yaparak, Serotinin seviyenizi yükseltebilirsiniz. Bir de saat 10 ila 15 arasında kısa kollu bir tişörtle yürüyüşe çıktınız mı bir de üstüne günlük vitamin D3 ihtiyacını da karşılamış olursunuz.  Tek yapmanız gereken yürüyüşe başlamaya karar vermek ve de bunu düzenli olarak sürdürmek. Zaten buna bir alıştınız mı vücudunuz hep isteyecek. 

Bana hep formunu korumak için ne yapıyorsun diye sorarlar. Her gün düzenli olarak yaptığım tek spor, yürüyüştür. Her gün en az 5 km yürüyorum, bunu yaparken de aşağıda yazdığım tekniği uyguluyorum. Ben sağlığım için yürüyorum, forma girmek de bu çabamın ödülü, bonusu  olmuş oluyor. Hepinize tavsiye ederim.


Faydalı bir ek bilgi: Kendinizi dik yürümeye alıştırın. Dik bir şekilde yürürken karnınızı 10% kadar içeri çekin öyle yürüyün, dayanabildiğiniz kadar. Sonra bırakın ve karnınızı tekrar içeri çekip dik yürüyün. Bunu yürüyüşün 10 dakikası kadar sürdürürseniz, karın ve sırt kaslarınız da gelişecektir, bu da yürüyüşün bir faydası daha.  Zaman içinde dik durmak ve dik oturmak bir alışkanlık haline gelecektir. Bel, boyun, sırt ve omuz ağrıları çoğu zaman duruş bozukluğundan kaynaklanır. Ama bu başka bir günün yazı konusudur.

Sevgi ve sağlıcakla kalın😊

Tülay Okcu



3 Mayıs 2017 Çarşamba

Adrenal yorgunluk nedir ?

Adrenal yorgunluk nedir?

Adından da anlaşılacağı gibi, insana sürekli yorgunluk veren bir rahatsızlık, bazı kaynaklar "tükenmişlik sendromu" adını da verir. Bu hastalığın en önemli belirtisi, iyi bir uykudan sonra bile hissedilen yaygın yorgunluk şikayetleridir. Adrenal yorgunluk böbrek üstü bezlerinin gerekli seviyenin altında işlev yapması durumunda oluşan ve kişinin diğer stres hormon seviyelerini de etkileyen bir sendromdur. Siz de kendinizi devamlı bitkin ve yorgun hissediyorsanız, bilgisayar başında kahve ve tatlı bağımlısı olduysanız, geceleri uyuyamıyorsanız, ilişkilerinizde aşırı gergin ve sinirli hissediyorsanız sizde de adrenal yorgunluk sendromu gelişmiş olabilir. Bu sendrom yoğun ya da uzun süreli stres ile ilişkilendirilir. Hayatta karşılaştığımız her stres, travma, boşanma, iş kaybı, ev taşıma, iş değiştirme tükenmişlik sendromunu tetikleyebilir.

Neler adrenal yorgunluk ile ilişkilidir?
akut veya kronik enfeksiyonlar
grip, bronşit, zatürree
romatoid artrit gibi kronik hastalığı içeren süreçler
kanser
hamilelik, emzirmek
şeker hastalığı
böbrek hastalığı
hormonal hastalıklar
bayanlarda adet döngüleri
çocuklarda ve gençlerde büyüme ağrılarının şiddetlendiği zamanlar
kortikosteroidlerin kullanımı


Kortizol tükürük testi önerilir. Bu test ile kortizol hormon seviyeleri tespit edilir. Uykusuzlukta da çok büyük önemi vardır. Kişi yıllarca uykusuzluk yaşayabilir ama bunun hormonal sebeplerden kaynaklandığını bilemeyebilir. Aynı durum depresyon hastası için de geçerlidir. Kişi depresyon şikayetlerinin hormonlardaki azalmadan kaynaklandığını bilmemektedir.


Sevgiyle ve sağlıcakla kalın,

Tülay Okcu

6 Nisan 2017 Perşembe

pH değeri niçin önemlidir?


Vücudunuz sizin en değerli varlığınız. Ona nasıl davranırsanız, size aynı kalitede karşılık veriyor. Vücudumuz sağlıklı bir şekilde çalışması için pH değerinin en uygun düzeyde bulunması gerekir. Bu uygun pH dengesi ortalama 7.35 düzeylerindedir. Gün içerisinde yediğimiz birçok yiyecek asidik olduğundan bu dengeyi bozar ve vücüttaki fazla asit hücrenin çalışmasına zarar verir, yeterince oksijen almasına engel olur. Yeterince oksijen alamayan hücrelerin bozulduğunu daha önce anlatmıştım. Zarar gören hücre döngüsünü tamamlayamaz ve bu durum organlara kadar yayılır. Bağışıklık sistemi zayıflar, vücut yağ depolamaya başlar ve hastalıklar kapıyı çalar.Alkali beslenmenin temeli vücuda alınan gıdaların asidik düzeylerini azaltıp, sistemi en baştan çökertmemektir. İnsan vücudundaki kanın pH değerlerindeki oynamalar önemli metabolik etkilere yol açar.

1 Nisan 2017 Cumartesi

Omega3 neden önemlidir ?


Dün yeterince oksijenlemeyen hücrelerin dış zarının bozulduğundan bahsetmiştim. Peki bunu önlemek için ne yapabiliriz? Bunun en önemli yollarından biri Omega3 takviyesidir.Buradaki kilit nokta sağlımız için son derece önemli olanOmega3'ü sadece beslenme yoluyla veya besin takviyesi formunda alabiliyor olmamız. Omega3 eksikliği yaşadığınızın farkında bile olmayabilirsiniz. Ama vücudunuz bu açığı kendi başına kapatamıyor.
Ben yıllardan beri Omega3 kapsülü kullanıyorum. Hayatta tek bir vitamin alabilirsin deseler, sadece ve sadece Omega3 alırdım. Romatoid Artrit ağrılarımın bitmesinin en önemli sebeplerindendir Omega3. Doktorumun bana verilecek ilaç kalmadığını söyledikten sonra  başlamıştım. O dönemde ağrılarım çok fazlaydı ve günde üç kapsül alıyordum. Ama artık ağrılarım kalmadığı için, şu an tek bir kapsül alıyorum. Herkes Omega3 almalı mutlaka, hasta veya sağlıklı farketmiyor.

Günümüzde işlenmiş gıdalar besinlerimizin çoğunluğunu teşkil ettiği için binlerce yıl öncesi gibi yeterli miktarda Omega3 alamıyoruz. Omega3 seviyesi yeterli olan bedenlerde hücrelerin oksijensiz kalma olasılığı düşer ve hücre zarları sağlam kalır. Daha doğrusu Ph değerleri ve Omega3 seviyesi yüksek olan beden çok zor hastalanır. Bazı kaynaklar, Otto Warburg'un buluşunu "Bütün hastalıkların sonu" olarak değerlendirir.

31 Mart 2017 Cuma

Otto Warburg ve kanser

Araştırmalarımda Otto Warburg ismi karşıma çıkınca bütün algı ve anlayışım değişti. Otto Warburg 1931'de, oksijen yetersizliğinin ve hücre fermantasyonun, kanser sürecinin parçaları olduğunu keşfetmesiyle Nobel ödülü almıştır. Dr. Warburg o zaman şöyle yazmıştı: "Kanserin tek ve nihai temel nedeni oksijensiz yaşamdır, yani "Anaerobiosis'tir" . Normal hücreler oksijene gereksinim duyarlar, oysa kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir." Dr. Warburg, herhangi bir embriyondan alınan normal hücreleri laboratuvar tüpünde büyümeye zorlandığında kanser hücrelerinin özelliklerini aldıklarını gösterdi. Warburg, "Bu normal hücrelerin sadece tek bir değişkeni değiştirmekle, kanserli hücrelere dönüşebileceği anlamına geliyor" dedi.
Peki bu bilgi neden bu kadar önemli ve ne yapacağız bu durumda ? Hücreler yeterli oksijen alamadıklarında dış zarları bozuluyor. Dış zarı bozulmuş bir hücre normal yaşam sürecini sağlayamadığı için bir kenarda duruyor, o bozuk haliyle çoğalıyor. Bütün canlıların en temel iç güdüsü hayatta kalmaktır ve bunun için beslenmesi gerek. Dış zarı deformasyona uğradığı için oksijen alma zincirinden yararlanamayan hücre kendine bir alternatif yaratır ve kandaki şekeri fermente ederek beslenmeye devam eder. Buna yaparken de çoğalmaya da devam eder çünkü diğer temel iç güdü soyunun devamı sağlamaktır. Bu durum böyle sürdükçe normal olmayan hücreler kümeleşir. Bir arazi düşünün, önce bir gecekondu yapılır, aile akrabalarını da çağırır onlar da bir gecekondu yapar ve bir bakmışınız kocaman bir mahalle oluşmuş. İşte bu normal olmayan hücre toplulukları da böyle mahalleleştiklerinde biz buna kötü huylu tümörler deriz. Bu hücreler bunu kötü bir niyetle yapmaz, amaçları hayatta kalmaktan başka bir şey değildir. Peki bu durumda ne yapabiliriz?

Devamı yarın😊