Bilinçaltımız çok ama çok saftır ve
de saf olduğu oranda da çok kolay kandırılabilir. Biz olumsuz şeyler
düşündüğümüzde, zavallı bilinçaltımız gerçekten mutsuz olduğumuzu düşünür ve
ona göre salgıladığı kimyasalları değiştirir, stres hormonu salgılamaya başlar,
hatta mutluluk hormonların üretimini kısar. Hatta bu mutsuz düşünme hali
devamlı tekrarlandıkça, zihin ekranımız, bu mutsuzluk dosyasına bir de kısa yol
yaratır. Biz aynı şeyleri düşündükçe beyin de aynı kimyasalları salgılar, aynı
kimyasalların etkisinde kaldıkça bu
kimyasallara bir bağımlılık gelişir, tıpkı sigara bağımlılığı gibi. Bağımlı
olduğumuz şey elimizden alındığında yoksunluk çekeriz; işte bu nedenle
mutsuzluk hali de bağımlılık yaratır. Onun için de çevremizde mutsuzluğu bir
yaşam biçim haline getirmiş insanlar çoktur, adeta acı çekmekten zevk
alırlar... oysa ki onlar da bir mutsuzluk bağımlılığı gelişmiştir.
Translate
13 Nisan 2017 Perşembe
D vitamini nerden alırız?
Tabi ki en doğal kaynak güneştir.
Ancak son yıllarda adeta bir güneşe çıkma fobisi yarattılar ve bu fobiyle doğru
orantılı genel bir D vitamini eksikliği gelişti. Saat 10 ila 15 arası güneşe
çıkarsan cilt kanseri olursun algısı oluştu. Bu zaman diliminde güneşe çıkanlar
neredeyse intihar eğilimli muamelesi yapıldı.
Oysa D vitamini cildimiz tarafından üretilir
ve bunu sadece sabah 10 ila öğleden sonra 3 arası yapabiliyor, onu da ancak
ilkbahar, yaz ve sonbaharda yapabiliyor. Sabahın erken saatlerinde ve saat
15ten sonra ve ayrıca kış aylarında güneş ışınları güçsüzdür ve bu nedenle
sadece UVA ışınları atmosferden içeri süzülebilir, çünkü UVB ışınları ozon
tabakası tarafından emilir. Ama cilt D vitaminini ancak UVB ışınlarıyla yapabiliyor.
Sonuç olarak 10 ila 15 arası güneşe çıkmadığınız sürece, cildiniz D vitamini
üretemiyor.
Öyle saatlerce güneşe oturmanıza da
gerek yok. Günde yarım saat yeterli, eğer açık tenliyseniz önce bir on dakika
ile başlayın, her gün bir kaç dakika arttırın. Yüzdeki deri ince ve hassas
olduğu için başınız gölgede kalabilir. Kol ve bacaklarınız açsanız yeter zaten.
Önemli bir nokta da şudur: Güneş
banyosundan sonra cildin D vitaminini üretip, kan dolaşımına geçmesi için 48
saate ihtiyacı vardır. Yani güneş banyosundan hemen sonra duşa girip
sabunlanırsanız, D vitamini de akıp gider. Diyelim kol ve bacaklarınızı güneşlendirdiniz,
onlara sabun değdirmemeye çalışın, yoksa boşuna çaba harcamış olursunuz.
Güneşe çıkmanın dışında, özellikle
de kış aylarında D vitamini almak en iyi
çözümdür. Ben zaten her gün çok sayıda vitamin aldığımdan, ayda bir vitamin D
ampulü almayı tercih ediyorum.
Tabi balık da harika bir kaynak,
ancak ihtiyacımız kadar D vitamini almak için kilolarca balık tüketmek bana
biraz fazla geldiği için, ben takviye almayı tercih ediyorum.
sevgiyle kalın 😊
Tülay Okcu
Tülay Okcu
11 Nisan 2017 Salı
Beni merak edenlere
şimdi ben bu sayfayı okusam bunları
yaşayan kişi nasıl biri diye merak ederdim. işte buyurun benim tulay okcu. Resmi
zoomlarsanız ellerimi de görürsünüz.
Sevgiyle kalın 😊 https://www.facebook.com/saglikveyasamkoclugu/
Strese girince bedenimizde ne olur ?
Biz stres altındayken, bedenimiz, bir
stres hormonu olan Kortizol salgılar. Bu, canlıların hayatta kalmasını sağlayan
en temel koruma sistemidir ve bu mekanizma sürüngen, yani ilkel beynimiz
tarafından çalıştırılır. Biz buna "savaş ya da kaç diyoruz". Bir
aslanla karşılaşıyorsun, ya aslanı vuracaksın ya da kaçacaksın. Ne yaparsın?
Tabi ki kaçarsın. Beyin, alarm zillerini duyar duymaz kortizol salgılatır ve
böylece kaçıp kurtulmak için gerekli kaynaklar mobilize edilir. Kalp daha hızlı
atar, daha çok kan pompalanır ve kaslara gönderilir... ne de olsa kaçman lazım,
bacaklara kuvvet. Şimdi bedenin kullanabileceği belli sayıda kaynakları var.
Olağanüstü hal için kaynakları nereden bulacak, bütün iç organlar gerekli, duyular
gerekli; onların çalışmasını hiç bir şekilde kısamaz. İşte bedenin her zaman
bir yedek kuvveti vardır o da bağışıklık sistemi. Olağanüstü ihtiyaç olduğunda
ek kaynak sağlamak için bağışıklık sisteminin çalışması kısıtlanır.7 Nisan 2017 Cuma
Zencefilli Maske
Kolayca yapabileceğiniz bir maske tarifi. Cildi yumuşacık yapıyor ve gözenekleri de sıkıştırıyor. Bu tarifin aknelere de iyi geldiği söyleniyor. Zerdeçal zaten ciltteki lekelenmelere kırışıklara iyi geliyor. Karbonat peeling etkisi yaratıyor. Yoğurt zaten tek başına bir mucize. Malzemeleri karıştırdıktan sonra fırçayla yüzüme sürüyorum. Göz altına sürmeseniz daha iyi. Yaklaşık 15-20 dakika bekliyorum. Yıkamadan önce elime eldiven takıyorum çünkü zerdeçal fena boyuyor. Ilık suyla yıkadıktan sonra bir küçük bir havluyu ıslatıp yüzümü siliyorum yoksa zerdeçalın sarı rengi ciltte kalıyor. Sonra gül suyu ile tekrar silip yüzüme krem sürüyorum. Siz de yapın, çok beğeneceksiniz.Bir tatlı kaşığı yoğurt
Bir silme çay kaşığı karbonat
Bir silme çay kaşığı zerdeçal
Sevgiyle kalın 😊
Tülay Okcu
6 Nisan 2017 Perşembe
pH değeri niçin önemlidir?
Vücudunuz
sizin en değerli varlığınız. Ona nasıl davranırsanız, size aynı kalitede
karşılık veriyor. Vücudumuz sağlıklı bir şekilde çalışması için pH değerinin en
uygun düzeyde bulunması gerekir. Bu uygun pH dengesi ortalama 7.35
düzeylerindedir. Gün içerisinde yediğimiz birçok yiyecek asidik olduğundan bu
dengeyi bozar ve vücüttaki fazla asit hücrenin çalışmasına zarar verir,
yeterince oksijen almasına engel olur. Yeterince oksijen alamayan hücrelerin
bozulduğunu daha önce anlatmıştım. Zarar gören hücre döngüsünü tamamlayamaz ve
bu durum organlara kadar yayılır. Bağışıklık sistemi zayıflar, vücut yağ
depolamaya başlar ve hastalıklar kapıyı çalar.Alkali beslenmenin temeli vücuda
alınan gıdaların asidik düzeylerini azaltıp, sistemi en baştan çökertmemektir.
İnsan vücudundaki kanın pH değerlerindeki oynamalar önemli metabolik etkilere
yol açar.
Etiketler:
alkali beslenme,
alternatif tedavi,
bitkisel tedavi,
doğal tedavi,
hastalık,
hücrenin oksijenlenmesi,
iyilesmek,
kanserli hücre,
ph değeri,
romatoid artrit ile yasamak
1 Nisan 2017 Cumartesi
Omega3 neden önemlidir ?
Dün
yeterince oksijenlemeyen hücrelerin dış zarının bozulduğundan bahsetmiştim.
Peki bunu önlemek için ne yapabiliriz? Bunun en önemli yollarından biri Omega3
takviyesidir.Buradaki kilit nokta sağlımız için son derece önemli olanOmega3'ü
sadece beslenme yoluyla veya besin takviyesi formunda alabiliyor olmamız. Omega3
eksikliği yaşadığınızın farkında bile olmayabilirsiniz. Ama vücudunuz bu açığı kendi
başına kapatamıyor.
Ben
yıllardan beri Omega3 kapsülü kullanıyorum. Hayatta tek bir vitamin alabilirsin
deseler, sadece ve sadece Omega3 alırdım. Romatoid Artrit ağrılarımın
bitmesinin en önemli sebeplerindendir Omega3. Doktorumun bana verilecek ilaç
kalmadığını söyledikten sonra
başlamıştım. O dönemde ağrılarım çok fazlaydı ve günde üç kapsül
alıyordum. Ama artık ağrılarım kalmadığı için, şu an tek bir kapsül alıyorum. Herkes
Omega3 almalı mutlaka, hasta veya sağlıklı farketmiyor.
Günümüzde
işlenmiş gıdalar besinlerimizin çoğunluğunu teşkil ettiği için binlerce yıl öncesi
gibi yeterli miktarda Omega3 alamıyoruz. Omega3 seviyesi yeterli olan
bedenlerde hücrelerin oksijensiz kalma olasılığı düşer ve hücre zarları sağlam
kalır. Daha doğrusu Ph değerleri ve Omega3 seviyesi yüksek olan beden çok zor
hastalanır. Bazı kaynaklar, Otto Warburg'un buluşunu "Bütün hastalıkların
sonu" olarak değerlendirir.
Etiketler:
alternatif tedavi,
artrit,
bitkisel tedavi,
doğal ilaç,
hastalık,
hücrenin oksijenlenmesi,
iyileşmek,
kanserli hücre,
otto warburg,
romatizma,
romatoid artrit ile yasamak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



